Categories
Archives
The Bosphorus Energy Club | Trump ABD’yi yeniden yapılandırıyor
7680
post-template-default,single,single-post,postid-7680,single-format-standard,ajax_leftright,page_not_loaded,,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0.1,vc_non_responsive

Trump ABD’yi yeniden yapılandırıyor

Trump ABD’yi yeniden yapılandırıyor

17:20 12 April in BEC IN THE MEDIA

Yeni Şafak |

 

Sernur Yassıkaya |

Mehmet Öğütçü, koltuğunun altında pek çok unvanı taşıyan bir isim. Hariciye’de başladığı kariyerinde Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın en genç danışmanı olmuş, Çin’in dönüşümünü hem bir diplomat hem de işadam olarak yakından takip etmiş bir isim. Dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin yönetim kurulu üyeliğinin yanında, enerji alanında söz sahibi Global Resources Partnership ve The Bosphorus Energy Club gibi kurumların başkanlığını da yürütüyor. Öğütçü tüm bu birikimini, yeni kitabı “Yeni Büyük Oyun; Neresindeyiz, Nereye Gidiyoruz” ile bizimle paylaşıyor. Doğan Kitap etiketi ile Nisan ayında çıkan kitabı vesilesiyle, kendisiyle küresel gelişmeleri konuştuk, çarpıcı yanıtlar aldık. Öğütçü, satranç tahtasında yeni ittifakların kurulduğunu ve halihazırda 3. Dünya Savaşı’nın başladığını söylüyor. ABD’nin yeni başkanı Trump’ın misyonunun ise köhne bir güce dönüşen ülkeyi yeniden yapılandırmak olduğunu savunuyor.

Herkesin merak ettiği bir soruyla başlayalım isterseniz. 3. Dünya Savaşı’nın eşiğinde miyiz?

3. Dünya Savaşı başladı. Başladı ama küresel düzeyde 1. ve 2. Dünya Savaşı’nda gördüğümüz gibi devam etmiyor. Küçük küçük vekalet savaşları ile devam ediyor. İşte Yemen’de gördüğümüz, Kırım, Abhazya, Güney Osetya, Arktik bölgesinde yaşananlar, Afrika ve Latin Amerika’da yer kapmalar. Çin’in Japonya ile Tayvan’la, Vietnam’la, Filipinler ile Güney Çin Denizi üzerindeki egemenlik iddiaları, yaani küçük küçük yerlerde başladı. Çünkü güç paylaşımı henüz sonuçlanmadı. Dünyada ne zaman hegemon güçler varsa istikrar vardır. Hegemon güçler zayıflayıp çok başlılık ortaya çıkarsa, bütün ihtilaflar su üstüne çıkıyor, patlakveriyor, şu an onu yaşıyoruz.

O zaman yeni bir güç paylaşımının arifesinde miyiz?

Arifesindeyiz, hatta çoktan başladı bu ama henüz yerine oturmadı.

ORTADOĞU’NUN ANAHTARI SURİYE’DE

Büyük oyun haritasında, yeni mücadele alanı neresi?

Şu anda en belirgin olanı Suriye’de yaşıyoruz. Kimi ararsan orada. Çin orada, Rusya en güçlü şekilde orada. İran, Suudi Arabistan orada, ABD orada, Türkiye orada. Sadece AB yok. AB bildiğimiz, ekonomik dev ama siyasi cüce. Venezuela’ya kadar herkes orada.

Bu kadar ülkeyi, Suriye’de buluşturan hesap ne peki?

Suriye’nin pek petrolü yok, sadece kendine yetecek kadar var. Suriye’deki hesap, Ortadoğu’nun anahtarlarını ele geçirmek ile ilgili. Çünkü Suriye’yi kontrol ettiğin anda, İran’ın Lübnan Hizbullah’ı ile bağlantısını keseceksin ve Ortadoğu yüzde 70 Sünni ağırlıklı. İran ve İsrail burada kendilerini yalnız hissediyor. Dolayısıyla İran’ın kendini en yakın hisssettiği ülke Suriye. Suriye satranç tahtasından düşerse, iskambil kağıdı gibi İran’ı da etkisi altına alıp götürebilir. Ortadoğu’da Suriye krizinin çıkması ile İran, Rusya’yı oraya taşıdı. Rusya tek başına gelmedi. İran taşıdı çünkü bir noktaya gelmişti ki, Sünni ittifak Esed’i devirecekti, devrilmesine ramak kala Tahran Kasım Süleymani’yi Moskova’ya gönderdi, oturdular Putin ve Kızıl Ordu ile görüştüler. Rusya’nın Suriye’ye girmesi oyunu değiştirdi. Rusya oraya Esed’in kaşı gözü için girmedi.

Suriye’ye girerken Rusya’nın amacı neydi?

Birincisi, Ortadoğu’da kaybettiği nüfuz alanını yeniden kazanmak. İkincisi Doğu Akdeniz’e çıkışı kazanmak. Rusya bir Doğu Akdeniz gücü hatta, Türkiye’nin güney komşusu dahi diyebiliriz. Bu da başka bir çevreleme stratejisi.

TRUMP TARAFTARLARI WASHINGTON’U BASAR

Yeni bir küresel fenomenimiz var, Trump. Trump’ın ABD Başkanlığına gelişini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Trump’tan önceki dönemde Amerika, Uygurların değişiyle, hızla köhne bir güce dönüşmek üzereydi. Üçüncü dünya ülkesi görünümü almaya başlamıştı. Eğer ABD bu yolda devam etseydi, küresel, egemen güç olma yolundan çıkmak üzereydi. Dolayısıyla elitlerin, çözümleyemediği, ele alamadığı bir durum söz konusuydu. Buna alışılmamış bir yaklaşım gerekiyordu. Trump bunu işadamı kafasıyla iyi gördü. Elitler, medya ne derse desin, kimseye kulak asmadan, halkın duymak istediği şeyleri, özellikle üçüncü dünya ülkesi görünümü alan hinterlandın istediklerini söyledi. O kitleleri harekete geçirmeyi başardı. Baş stratejisti, bugünlerde çok tartışılan, Steve Bannon’un geliştirdiği statüko karşıtı strateji ile başarıya ulaştı. Bugün konuşuluyor, Trump’ın başkanlığı elinden alınabilir (impeachment) diye ama o kitle Washington’a kamyonlarıyla vs. yürür, o süreci durdurur. Trump o kitlenin adamı. America First demesinin sebebi de o. ABD çok yıprandı ve tekrar ayağa kaldırıp küresel güç konumunu sürdürmek istiyorsa bunu yapmak zorunda.

BEYAZ SARAY’IN ÜÇ GÜÇ ODAĞI

ABD güvenlik kurumları güç kazanıyor. Pentagon’un başına çok güçlü bir ismi getirdi. ABD’de esasta şu an üç güç odağı var. Birincisi damadı Jared Kushner’in temsil ettiği, dış politikanın gölge bakanı olduğu yapı. İkincisi yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı H.B. McMaster, hemen Steve Bannon’ı Konsey’in dışına çıkardı, hakimiyeti eline aldı. Üçüncüsü ise Savunma Bakanı James Mattis. Emekli generallerin, askerlerin hakim olduğu bir düzen kuruldu ABD’de.

Dolayısıyla Trump’ın yaptığı, çok köklü bir şekilde Amerikan yönetişimini yeniden yapılandırmaya çalışıyor. Ama buna gücü yeter mi entelektüel kapasitesi yeter mi, çevresinde ekip buna yeter mi, ona bakmak lazım. Benim görüşüm, askerlerin egemen olduğu bir yönetim şemasında, Rusya’nın ve Çin’in attığı adımlar karşısında satranç tahtasında hamle yapmak zorunda.

Dev strateji tek kuşak, tek yol

Çin, yeni büyük oyunda nasıl bir strateji izliyor?

Çin çok akıllı bir şekilde, komşularını da korkutmamak için ‘Barışçıl Yükseliş’ diye bir stratejisi izliyor. Bu 2050’ye kadar devam edecek bir strateji. Çin’de ciddi anlamda bir yüksek akıl var ve ilan ettiği stratejiyi uyguluyor. Yol aldıkça da güncelliyor. Çin’in bir ‘Orta Krallık’ vizyonu var. Dünyada her 5 kişiden 1’i Çin’de. 1978’deki reform, dışa açılma stratejisi Deng Xiaoping’ten bu yana, bugünlere taşıyan dış ticaret ve yatırım oldu. Uluslararası yatırım ve ticaret. Küresellşemenin nimetlerinden en fazla yararlanan millet Çin oldu. Ekonomik milliyetçiliğin, korumacılık, himayecilik akımlarının yükseldiği bir dönemde Çin büyük kaygı duyuyor. Dolayısıyla böyle bir ortamda Xi JinPing’in çıkıp küreselleşmenin sarsılmaz savaşçısı olarak konumlanması şaşırtıcı değil. Menfaati onu gerektiriyor.

ÇİN AVRUPA’YI KENDİNE BAĞLAYACAK

Büyük oyun kurgusunun parçası olarak, “tek kuşak tek yol” stratejisi. Muazzam bir girişim ve sessiz sedasız ilerliyor. Herkes orada her yıl 80-90 milyar dolarlık alt yapı yatırımlarına göz kestirmiş durumda. Ama olay bu değil. Çünkü ahtapot gibi gidiyor. Çin kendini Avrupa’ya bağlamak istiyor. Ne kadar eleştirirsek eleştirelim Avrupa bugün dünyanın en büyük satın alma gücüne sahip. Çin kendisini karadan Avrupa’ya bağlamak istiyor.

Çin için bir diğer önemli ayak Pakistan ekonomik koridoru. Gwadar limanı hemen Körfez’in ağzında. Derin su limanı. Oradan Doğu Türkistan dediğimiz Sincan’a uzanan bir ekonomik kuşak oluşturuluyor. 55 milyar dolarlık bir yatırım. Muazzam bir dönüşüm yaşanacak. Çin, Pakistan’a güvenlik şemsiyesi de verdi. Çünkü ABD, Pakistan’dan uzaklaşıp, Hindistan’ı stratejik ortak olarak belirledi. Pakistan da Çin ile zaten iyi olan ilişkilerini daha üst seviyeye çıkardı.

AFGANİSTAN’DA YENİ BİR OYUN KURULUYOR

Çin şimdi Afganistan’da aktif olmaya başladı. Bu da Rusya ile ilgili. Rusya, Afganistan’da yeni bir oyun geliştiriyor. Seksenli yıllarda ABD mücahidleri kullanarak nasıl Sovyetler Birliği’nin yıkımını hızlandırmışsa, onun intikamını almak için Taliban’a büyük destek veriyor. Hatta Kunduz bölgesinde filan askeri finansal destek verdiği de ortaya çıktı. Afganistan yeni bir mücadele sahası. Çin ve Pakistan birlikte hareket ediyor. Zaman zaman Rusya da katılıyor. ABD ile Hindistan birlikte rekabet ediyor. İttifaklar yeniden belirleniyor.

ABD’nin çok sağlam müttefiği Pakistan Çin’e kaydı. Rusya ile yakın ilişki içindeki, bağlantısız Hindistan, ABD ile rasyonel evlilik yaptı. İran hem Rusya hem de Çin ile dans ediyor. Orta Asya’daki liderlik ise akıllı şekilde kendini angaje etmiyor. Kazakistan devlet başkanı Nazarbayev’in çok veçheli dış politika dediği. Özbekistan uyanıyor, yeni yönetim çok akıllı gidiyor, Kazakistan’ın yerini dahi alabilir. Japonlarla, Güney Korelilerle çalışıyor. Küresel düzende daha önce hegemon güçlerden bahsedilirdi. Artık bu yok. Bölgesel güçler de önem kazanıyor.

­