TAKVİM Gazetesi | 09 Nisan 2018

Batı bu teknolojiyi Türkiye gibi ülkelerle paylaşmak istemiyor. Bir korku var. ‘Bu nükleer enerjiden sonra füzyonu öğrenen bir ülke bağımsız güç olur mu?’ diye… Şimdi bile Sinop için Fransa ve Japonya’ya Washington’dan ciddi bir tazyik var. ABD bu teknolojinin Türkiye ile paylaşılmasını istemiyor.

ALİ DEĞERMENCİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mersin’deki Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) temelini attı. Türkiye 1950’den beri yapmak isteyip de gerçekleşmeyen bir alana girmiş oldu. Türkiye’nin bu hamlesi, Batı tarafından hoşnutsuzlukla karşılansa da Türkiye artık ‘nükleer lige’ adım atmış oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın enerji sektöründeki başarıları Türkiye’yi bölgenin ‘Enerji HUB’ı’ yapmayı amaçlıyor. Bütün bu konuları Global Resources Başkanı, Çin Kuşak Yol Girişimi Uluslararası Kurul Üyesi Mehmet Öğütcü ile konuştuk…

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin Türkiye için önemi nedir?
Türkiye, 1950’lerde başladığı nükleer serüvende Mersin Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin temelini atarak önemli bir eşiği aşmıştır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Rusya Lideri Putin ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin temeli atıldı. 2023’e kadar bu ilk reaktörün devreye girmesi çok önemli bir başarı olacaktır. Enerji karışımında nükleere yüzde 10 yer verebilmek ve halen 32 ülkeden oluşan nükleer enerji liginde yer alabilmek önemli bir başarıdır. Nükleer santral için Fransa, Kanada, Amerika ile yıllardır görüşmeler oldu şimdiye kadar. Ancak hiçbiri gerçekleşmedi.

Neden?
Batı bu teknolojiyi Türkiye gibi ülkelerle paylaşmak istemiyor. Bir korku var. ‘Acaba bu nükleer enerjiden sonra füzyonu öğrenen bir ülke ilerde bağımsız güç olma yoluna gider mi?’ diye. Nükleer sadece enerji değildir. Nükleer silahlar dahil. O zamandan beri bu teknolojiyi Türkiye’ye vermiyorlar. Tam bu iş bitti deniliyor, ama gerçekleşmiyor. Bakarsanız Türkiye 1950- 60’larda yetiştirdiğimiz insanlara hepsi dünya çapındadırlar. Bunların çoğu emekli oldular, nükleer enerjinin N’sini göremeden. Cumhuriyet’in ilk yıllarında olduğu gibi Seydişehir Alüminyum, İskenderun Demir Çelik gibi ağır sanayide Batı’nın vermediği teknolojiyi Ruslar vermişlerdir.

İHTİRASLI KALKINMA…
Türkiye’nin enerji çeşitliliği nasıl olacak?

Nükleer enerjinin ülkemizde enerji karışımında önemli yeri olması gerektiğine inanıyorum. Nasıl doğalgazın kömürün hidroelektriğin, yeri varsa Türkiye gibi ihtiraslı kalkınma emelleri olan bir ülkenin kesinlikle nükleer enerjiye de sahip olması lazım. İlk aşamada hükümetin de öngördüğü gibi yüzde 10’luk pay olması lazım. Akkuyu’nun bütün reaktörleri tamamlanırsa Türkiye’nin ürettiği elektriğin yüzde 10’u buradan gelecek.

Sinop Nükleer Santrali projesinde gelişmeler ne durumda?
Japon ve Fransız ortak girişimi ile yapımı devam ediyor. Sinop Nükleer Santrali’nin devreye girmesi bana göre zor gözüküyor. Mitsubishi henüz fizibilite çalışmasını tamamlamadı. Benim tahminim raporda 20-25 milyar dolarlık yatırım bütçesi ile bunun yapılamayacağı. En az yüzde 40-50 artırım isteneceği yönünde. Bunun daha fazlasını da Japon ve Fransızlar’a vermek imkansızdır…

Bu konu fiyat mı yoksa fiyatı bahane edip teknolojiyi vermek istememeleri mi?
Bana gelen istihbarat, Japonlar’ın ve Fransızlar’ın üzerine Washington’dan çok ciddi bir tazyik geldiği yönünde. Amerika bu teknolojiyi Türkiye ile paylaşılmasını istemiyor. Aynı korkudan dolayı. Yarın bir gün Türkler bu sanayilerini geliştirir diye. Çünkü nükleer,
sadece enerjide kullanılmıyor. Sivil kullanımları da var. Yerel uzmanların yetiştirilmesi var. Diğer ekonominin alanlarına etkileri var. Ekonominin rekabet gücüne, teknolojinin geliştirilmesine, insan sermayesinin olgunlaşması ve uluslararası sistemdeki yerinize kadar
uzanacak kadar etkileri var. Batı bu konuda ayak sürüyor. Ama işin güzel tarafı, Batı ayak sürmeye devam etsin, nükleerde çok güçlü oyuncular devreye giriyor.

ÇİN DE TÜRKİYE’YE GELECEK

Kimler?
ROSATOM… Rusya her zaman vardı, Çin ortaya çıktı. Eskiden Çin; Fransız, Kanada ve Amerika teknolojisi peşinde koşarken bugün kendi teknolojisini geliştirdi. Kore, 1950’lerde bizim konumumuzda idi. Bugün dünyadaki en başarılı projelerden bir tanesi Abu Dabi’deki nükleer santrali 2019’da bitirmek üzereler.

Sinop ne olacak?
Eğer Japon ve Fransızlar çıkarsa İğneli Ada’ya heveslenen Çinliler, bunu da biz yapalım diyebilir. Çünkü Çinliler’de para, teknoloji ve siyasi irade var. Bu teknolojiyi dünyanın her yanına yaymak istiyorlar. Çin, İğneli Ada projesini alırsa Güney Afrika, Brezilya da sonra isteyebilir. Çin’e pazar açılacaktır. Ruslar da bunu biraz da bu nedenle yapıyorlar.

Orta Doğu’da savaşlar gerilimlerin nedeni nedir?
Özelikle ABD’nin çeyrek yüzyıldaki Orta Doğu politikasını, İsrail’in güvenlik kaygıları ve menfaatleri belirler. Bu olay İsrail’in kara kaş, kara göz meselesi de değildir. Amerika’da da çok güçlü bir Yahudi lobisi, aydınları, medyası, finansı ve ekonomisi var. Her şey bu denge ile oluyor. Mısır ve Ürdün’e ABD desteği. Suudi Arabistan’ın bol bol dağıttığı paralar. İsrail ile ortaklığa doğru yavaş yavaş gitmesi. Bu arada İran’ın baş düşman ilan edilmesi.

Türkiye’nin durumu?
Türkiye’nin biraz bağımsız hareket etmeye başlaması Doğu Akdeniz, Suriye ve Irak’ta olması. Rusya, İran ve Çin ile yakınlaşması… Bütün bunların hepsi Türkiye’ye bakışı değiştiriyor. Eskiden AB ile ilişkilerde kafasına vur ekmeğini al dönemi bitti. Artık Türkiye’ye söz geçiremez oldular. Türkiye yükselen bir güç olduğu için böyle yapması haklıdır. Yalnız Türkiye kaslarını akıllıca kullanması gerekir.

Ne yapmalı?
Türkiye mevcut düzen kurmaya başlayan bir güç. Kosova’da yakalanan FETÖ’cüleri sessiz getirmek gerekir. Tıpkı İsrail gibi. Bu tür operasyonları yapar ama hiç kamuoyu ile paylaşmaz, “No comment” der, geçer. Biz davul zurna ile yapıyoruz. Türkiye Çin’den Almanya’ya çok önemli bir bölgesel güç. Dünyanın 8. büyük silahlı kuvvetleri, dünyanın ilk 14-15 ekonomi içindeyiz. Çok önemli bir ülkeyiz ama dünya GSMH’nın yüzde 1’yiz. Bunu da unutmamalıyız.

BERAT ALBAYRAK TEMEL PARAMETRELERİ DEĞİŞTİRDİ
Özellikle son dönemde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın akılcı hamleleri çerçevesinde, dünyadaki yeni dönüşümleri ve Türkiye’nin gerçeklerini, uzun vadeli stratejik önceliklerini dikkate alan bazı adımlar atmaya başladı. Enerji Bakanı Berat Albayrak, yetkin bir ekip oluşturdu, dinamik bir yaklaşımla temel parametreleri değiştirdi, kendinden önceki gecikmiş bazı temel kararları hızlandırdı. LNG’deki hamleler ile Avrupa’nın en büyük LNG kapasitesine sahip ülkesi haline gelmemiz, doğal gaz depolamada, nükleer enerji gelişiminde, yenilenebilir enerji maliyetlerinin düşürülmesinde hiç kimsenin inkar edemeyeceği ciddi hamleler yapıldı. Bunları takdir etmek lazım.

TÜRKİYE HUB OLUYOR
Türkiye halihazırda enerjide bölgesel bir merkez değil, ama olma potansiyeli çok yüksek. Hem geniş milli enerji pazarı, hem büyük enerji kaynak ülkelerine komşu olması, hem üretici – tüketici güzergahları üzerinde olması ona çok avantajlı bir konum sağlıyor. Doğal gaz, petrol ve elektrik ticaretinde bölgesel oyun kurucu olma potansiyeli var. Gelecekte akıllı, güvenilir bir strateji çerçevesinde Doğu Akdeniz, Iran, Rusya, Orta Asya, Irak ve Hazar havzasının kaynaklarının daha yüksek değerli pazarlara erişimini kolaylaştıran bir merkez olmamız mümkün. Türkiye gibi bir ülke için enerji güvenliği aslında tam bir milli güvenlik konusudur. Bölge jeopolitiğini şekillendirme arzusu olan bir ülkeyiz; sürdürülebilir, makul fiyatta elde edilecek, temiz enerji olmadan bunların hiçbirini gerçekleştirme sansımız yok.

DÜNYA 2030’DA BÜYÜK ÇATIŞMA YAŞAYACAK
Dünyada teknoloji oyun bozucu olacak. Bu gelişmeler içinde ummadığımız yerlere savrulabiliriz. Jeopolitika eskiden olduğundan daha fazla önem kazanacak. Daha fazla silahlı kuvvetlere, askere önem verilecek. Daha fazla siber saldırılar olacak. Daha fazla etnik bölünmeler yaşanacak. Orta Doğu’dan sonra çatışma tohumları Orta Asya’ya sıçrayacak. Rusya ile Kafkaslar ve Karadeniz’de gerilimler yaşayacağız. Şu an mantık evliliği yaptık, bu son derece olumlu bir şeydir. Türkiye bölgenin en önemli gücü olarak önümüzdeki 25 yıllık vizyonu ortaya koymalı. Önümüzdeki dönemde güçler dengesi değişiyor buna hazırlıklı olmak ve bölge ülkeleri ile nasıl çalışacağının planı yapılması gerekiyor. Bunun için yumuşak güçü kullanan ama kararlı olmamız gerekiyor.

FİNANSAL TİTANİC ÇÖKÜNTÜSÜ GELİYOR
Önümüzdeki 5-10 yıllık dönemde gerilim kesinlikle artacak. 2018 ile 2019 yıllarını jeopolitik düzlemde 2008’deki Titanic Finansal çöküntüye benzeyecektir. O kadar vahim bir şey yaşanacak. Birincisi Kuzey Kore’de olacak. Kim ile Trump buluşmasında bir barışçıl çizgiye kaymaz ise Kuzey Kore rasyonel olmayan bir saldırıyı irrasyonel şekilde yapabilir. İkinci büyük risk İran’da olacak. Suudi Arabistan, İsrail ve İran arasında olacak. Amerika yaptırımları geri getirmek istiyor, bu alanda bastırıyor. Şimdi İsrail lobisinin etkisi ile İran’ı tekrar haydut devlet statüsüne koymak istiyorlar. Bu sıcak bir çatışmaya dönüşebilir.

KÜRESEL TİCARET SAVAŞI PENTAGONUN KARARI
Küreselleşme Batı’nın şirketlerine yer açmak için malların ve sermayenin serbest dolaşımıydı. Ama küreselleşme, Asya-Pasifik gelişmekte olan ülkeler yararlandı. Çin birden patladı ve o piyasaları ele geçirmeye başladı. Bütün bunlar Batılı ülkelerin içe kapanmasına neden oldu. Teknoloji de doğuya kaydı. Batı savunma refleksine çekilmeye başladı. Pentagon, ekonomik ve teknolojik olarak üstünlüğü kaybettiğini anladı. ABD, ‘Çin bizi 15-20 yıla yakalar’ diye düşünüyor. Ama teknoloji ile süre 5 yılda da olabilir. Bu yüzden Pentagon’un hazırladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde önümüzdeki 5-10 yıl zarfında inisiyatifi ele almak için, “Çin, Hindistan ve Türkiye gibi güçleri durduramazsak biz bu işten çırak çıkarız. Hiç olmaz ise askeri gücümüzü kullanıp zaman kazanalım” diye düşünüyor. Orta Doğu’ya girilmesinin sebeplerinden biri de odur. Çünkü Çin, petrolünün yüzde 50’sini Orta Doğu ve Afrika’dan karşılıyor. ABD, ‘Onların ümüğünü nasıl sıkarım’ diye Orta Doğu’ya girdi.

TÜRKİYE’DEN KORKUYORLAR
Gerilim yaşanmasının sebeplerinden bir tanesi Türkiye sessiz sakin yükselmeyi bilmiyor. Çok gürültülü şekilde yapıyoruz bu işleri. Kasları fazla geliştiriyoruz. Çin’i örnek almak gerekir. Dünyanın süper gücü oldular ama ağızlarını bıçak açmıyor. Bu da korkutuyor büyük güçleri. Oturmuş bir düzen var. Bu düzeni bozacaksanız bunu çok akıllı yapmalısınız. Bağıra çağıra yapamazsınız. Çinliler’in kullandığı ifadeyi çok seviyorum, “Barışçıl yükseliş…” Biz yükseliş döneminde profili düşük tutacağız, içeride sıkı çalışacağız, ağzımızı açmayacağız.