Categories
Archives
The Bosphorus Energy Club | Küreselleşme kulvar mı değiştiriyor?
7644
post-template-default,single,single-post,postid-7644,single-format-standard,ajax_leftright,page_not_loaded,,wpb-js-composer js-comp-ver-5.2,vc_non_responsive

Küreselleşme kulvar mı değiştiriyor?

Küreselleşme kulvar mı değiştiriyor?

02:29 17 February in Uncategorized

Capital Dergisi | Şubat 2017 sayısı

Mehmet Öğütçü | Enerjik Bakış 

Yirminci yüzyıl'” son çeyreğinden beri fişeklediği küreselleşmeyle yaşadığımız dönemdeki küreselleşme arasında fersah fersah fark var. “Yeni sömürgecilik” olarak tanınan bu süreç, eski Üçüncü Dünya’nın yükselen ekonomileri lehine dümen kıvırıyor gibi.

Nitekim “kızıl” kapitalist Çin,  serbest piyasa, serbest ticaret, serbest sermaye amentüsünün en ateşli savunucusu konumuna kaydı. ABD, AB ve Japonya ise sermaye akımlarının ticaretin kontrolü, vergi cennetlerinin ortadan kaldırılması gibi küreselleşme karşıtı adımlar atıyor.

Küreselleşme eskidi mi?

Amerika’nın küresel ekonominin geleneksel liderliği emin ellerde değil. Donald Trump, ülkesinin rolünün “Önce Amerika” prensibi etrafında gelişeceğini ortaya koyuyor. Tarih özellikle de “Büyük Depresyon” döne­mi, bize küresel düzenin lideri kendisini geriye doğru çektiğinde yerini boşluğa, belirsizliğe ve kaosa bıraka­bileceğini göstermiştir.

ABD’nin yerine küresel ekonominin liderliğini Çin üstlenir mi? Xi Jinping’in Davas Zirvesi’nde işaretlerini verdiği gibi Pekin, bölgesel süper güçten küresel serbest ticaret şampiyonluğuna soyunur mu? Bunun Avrasya, Orta Doğu/Körfez ve Afrika’daki yansımaları ne olur? Çin, açık denizlerde ABD’ye meydan okuyabilir mi? Son on yıldır sürekli olarak “Asya yüzyılının geldiğini, gü­cün Batıdan Doğu’ya kaymakta olduğunu söylüyoruz. Lâkin bu hedefe yaklaştıkça, tıpkı bizim AB üyeliğimiz gibi, birden dinamikler değişiyor, ya derin bir mali kriz patlak veriyor ya da jeopolitik mücadele ısınıyor. Mevcut manzara öyle gösteriyor ki Çin’in önderliğindeki “Asya Yüzyılı” bir süre daha ertelenecek gibi. Ekonominin sürükleyici gücü olan ihracat eskisi gibi artmıyor, hatta gerileme eğiliminde. Altyapı yatırımları artık avantaj sunmuyor. Bankalarda geri dönmeyen borçlar şişti. Ayrıca “Tek Kuşak-Tek Yol” denilen Çin’den Avrupa’ya ekonomik koridor açma girişimi hız kazanıyor.

Yeni küreselleşme otoyolu

Mark Zuckerberg’in yurt odasında kurduğu bir platform olan Facebook’un bugün 1.7 milyar insanın kullandığı, 360 milyar dolarlık bir sosyal medya devi haline gele­ceğini kim bilebilirdi ki?

Bugün tek bir arabası bile olmayan Uber, dünyanın en büyük lojistik şirketi. Tek bir odası bile olmayan Airbnb ise dünyanın en büyük konaklama şirketi. Tüm bu gelişmeler ise yeni küreselleşmenin sonucu.

Kesin olan, sanayi malları ve üretimine dayanan fabrika ve makine eksenli hayat tarzımızın enformasyonun üretim sisteminin temeli olduğu bir hayat tarzıyla yer değiştirdiği. İstihdamın sektörel dağılımında tarımın sanayi karsısında uğradığı erozyona benzer şekilde şimdi de sanayinin bu dağılımdaki yüzdesi hizmet sektörünün lehine hızla azalıyor.

Küreselleşme rekabet edebilenlerle edemeyenler yani küreselleşenlerle küreselleşemeyenler arasında uçurum yarattı. Bu eşitsizlik, hem ulusların içinde hem de uluslararası kulvarda hissediliyor. Tüketim değerler ve anlamlar küçük bir azınlık için küreselleşirken, büyük kesimlerin payına sadece yoksulluk düşüyor.

Şurası bir gerçek ki küreselleşme kazanandan çok kaybeden yarattı. Oxfan’ın raporuna göre, dünyanın en zengin 62 dolar milyarderinin serveti; dünya nüfusunun neredeyse yarısının mal varlığına denk geliyor.

Bu yüzden, artık esamesi okunmayan “Washington Konsensüsü” yerine, devlet kapitalizmine vurgu yapan “Pekin Konsensüsü” popülerlik kazanıyor, özellikle de “Demokrasiyi boşver, kalkınmaya bak” diyen ülkeler arasında. Ülkelerin ekonomik kapasiteleri, kaynakları nüfus yapısı ve eğitim seviyesi, sorun çözebilme yeteneği, bölgesel ve küresel sorunlara ve çözümlere etki edebilme gücü, güvenlik sağlama kapasiteleri bölgesel ve küresel hedefleri, güç dengelerini belirleyecek.

Yeni küreselleşme otoyolunun sürat şeridinde direksiyonda kimin oturduğunu net şekilde görmek zorlaşıyor. Batılı şirketler, dünya pazarlarında artık istedikleri gibi at koşturamıyor, tekel konumlarını muhafaza edemiyorlar. BRICS ülkelerinin çokuluslu şirketleri giderek güçleniyor. Batılı rakiplerini ciddi şekilde zorluyorlar. Artık sadece Üçüncü Dünya değil. OECD ülkelerinde bile rekabet güçleriyle ciddi ekonomik varlık gösterebiliyorlar.

Örnek çok; Tata, Motors, ArçelorMittal, Chery Automobiles, Embraer, Cemex, Haier, Lenovo, CNPC, Aramco, Gazprom, Petrobras, Şişecam, Arçelik, Genel Energy.

Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek lazım. Başından itibaren küreselleşme süreci dünyada, özellikle de Asya’da yoksulluğun azaltılmasına, demokratikleşmeye eğilimin yaygınlaşmasına, enerji-gıda-su güvenliğinin artırılmasına ciddi katkılar sağladı, sağlıyor. Birçok ülkeye küme atlattı. Onu ne şeytan ne de melek olarak görmeli. Onda dalganın üzerine çıkmasını bilenler en fazla yararı sağlıyor.